
Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle son dönemde yürüttüğü diplomatik temaslar, dış ticaret rakamlarına da olumlu yansıdı. Haziran ayında Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelere yapılan ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 35,7 artarak 826 milyon 753 bin dolara ulaştı.
Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Umman ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini güçlendirmeyi sürdürürken, bu gelişmeler ihracat verilerine de yansıdı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin haziran ayındaki toplam ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 21,8 artışla 24 milyar 940,3 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ülke bazlı ihracat rakamlarında ise ABD/İsrail-İran arasındaki savaşa rağmen Körfez ülkelerine yapılan dış satımdaki yükseliş dikkat çekti.
İlk 6 ayda yaklaşık 4,1 milyar dolarlık ihracat
Türkiye, yılın ilk ayında Körfez ülkelerine 621 milyon dolar, şubatta ise 814 milyon dolarlık ihracat yaptı. Mart ayında ABD/İsrail-İran arasındaki çatışmaların küresel ticaret üzerindeki etkileri nedeniyle söz konusu ülkelere yapılan ihracat 353,6 milyon dolara kadar geriledi.
Diplomatik girişimlerin ardından ihracatta yeniden toparlanma yaşandı. Nisan ayında 838,5 milyon dolar, mayısta 646 milyon dolar, haziranda ise 826,8 milyon dolarlık dış satım gerçekleştirildi.
Geçen yılın haziran ayında 609,2 milyon dolar olan Körfez ülkelerine ihracat, bu yıl aynı dönemde yüzde 35,7 artış gösterdi. Ocak-haziran döneminde bölge ülkelerine yapılan toplam ihracat ise yaklaşık 4,1 milyar dolar olarak kaydedildi.
En büyük pazar Suudi Arabistan oldu
Haziran ayında Körfez ülkeleri arasında en fazla ihracat 425,2 milyon dolarla Suudi Arabistan’a yapıldı. Bu ülkeyi 295,6 milyon dolarla BAE, 34,7 milyon dolarla Kuveyt, 34,2 milyon dolarla Katar, 29,1 milyon dolarla Umman ve 8 milyon dolarla Bahreyn takip etti.
Geçen yılın aynı ayına göre ihracatını tutar bazında en fazla artıran ülke yaklaşık 229,8 milyon dolarlık artışla Suudi Arabistan oldu. Umman 13,5 milyon dolar, Kuveyt 8,2 milyon dolar ve Katar 7,4 milyon dolarlık artışla sıralandı.
Aynı dönemde Bahreyn’e yapılan ihracat 567 bin dolar, BAE’ye gerçekleştirilen ihracat ise 40,8 milyon dolar azaldı.
Mücevher sektörü ilk sırada yer aldı
Haziran ayında Körfez ülkelerine yapılan ihracatta sektörler bazında ilk sırayı yaklaşık 105,6 milyon dolarla mücevher aldı. Bu sektörü 69 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri, 59,2 milyon dolarla hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri, 47,9 milyon dolarla elektrik ve elektronik ile 29 milyon dolarla makine ve aksamları izledi.
DEİK: Diplomatik temaslar ticarete olumlu yansıdı
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Orta Doğu ve Körfez İş Konseyi Başkanı Halit Acar, ihracat verilerinin Türkiye ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin daha sağlam bir zemine oturduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
Son dönemde yürütülen diplomasi trafiğinin ticarete olumlu katkı sağladığını belirten Acar, Türkiye’nin Körfez ülkeleri ve Irak başta olmak üzere bölge ülkeleriyle sürdürdüğü siyasi diyaloğun özel sektör açısından önemli fırsatlar oluşturduğunu ifade etti.
Ticarette güven ortamının önemine dikkat çeken Acar, şunları kaydetti:
“Yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerimizi değerlendirirken iki temel senaryo öne çıkıyor. Bölgedeki güvenlik ortamının daha da iyileşmesi halinde ertelenen yatırımların yeniden ivme kazanmasıyla özellikle inşaat malzemeleri, makine, elektrik ekipmanları, sağlık, gıda ve lojistik sektörlerinde ihracatın hızlanmasını bekliyoruz. Mevcut jeopolitik risklerin kontrollü şekilde devam etmesi durumunda ise Körfez ülkelerinin güçlü mali yapıları sayesinde kamu yatırımlarının ve ticaret hacmindeki büyümenin korunacağını öngörüyoruz.
Ülkeler özelinde değerlendirildiğinde Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri içinde en büyük pazarımız olurken, en yüksek ihracat artışının gerçekleştiği ülke oldu. Bu performansta son yıllarda gelişen ekonomik ilişkilerin yanı sıra Vision 2030 kapsamında devam eden dönüşüm programının da önemli etkisi bulunuyor. Bununla birlikte, son dönemde bazı mega projelerde bütçe, ölçek ve uygulama takvimlerine ilişkin revizyonlar ve önceliklendirmeler yapıldığını görüyoruz. Bunu yatırımların durması olarak değil, kaynakların daha verimli kullanılmasına yönelik yeni bir planlama süreci olarak değerlendirmek gerekiyor. Sanayi, lojistik, turizm, enerji, konut ve altyapı yatırımları ülkenin öncelikli alanları olmayı sürdürüyor. Bu nedenle Türk firmaları açısından orta ve uzun vadede önemli fırsatların devam edeceğini düşünüyoruz.”
BAE, Kuveyt, Katar ve Umman değerlendirmesi
Halit Acar, BAE’nin haziranda 295,6 milyon dolarlık ihracatla Körfez’deki ikinci büyük pazar olmayı sürdürdüğünü belirterek, “Aylık bazda yaklaşık 40,8 milyon dolarlık bir gerileme görülse de bunu kalıcı bir eğilim olarak değerlendirmiyoruz.” dedi.
BAE’nin yalnızca kendi pazarı açısından değil, Afrika ve Asya’ya açılan bölgesel ticaret ve yeniden ihracat merkezi olma özelliğini koruduğunu ifade eden Acar, Türkiye ile yürürlükte bulunan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın ilerleyen süreçte ticaret hacmine daha güçlü katkı sunacağını dile getirdi.
Kuveyt’teki artışın petrol gelirleri ve yeniden hız kazanması beklenen kamu altyapı yatırımlarıyla desteklendiğini ifade eden Acar, “Petrol gelirlerinin sağladığı mali imkanlar ve yeniden hız kazanması beklenen kamu altyapı yatırımları, Türk müteahhitlik sektörü ve sanayi üreticileri açısından önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor.” diye konuştu.
Acar, Katar’da sağlık, gıda güvenliği, lojistik ve yüksek katma değerli üretim alanlarında Türk firmalarının rekabet avantajına sahip olduğunu, Umman’ın ise liman, lojistik ve sanayi bölgelerine yönelik yatırımlarla ihracatçılar açısından giderek daha önemli bir pazar haline geldiğini söyledi.
“Körfez ile ilişkiler yalnızca ihracat rakamlarından ibaret değil”
Bahreyn’in hacim olarak daha sınırlı bir pazar olduğunu ifade eden Acar, şu değerlendirmede bulundu:
“Bahreyn, hacim olarak daha sınırlı bir pazar olsa da finans merkezi kimliği ve Suudi Arabistan ile güçlü lojistik bağlantısı sayesinde Körfez ticaret zincirinin stratejik halkalarından biri olmayı sürdürüyor. Artık Körfez ülkeleriyle ilişkileri yalnızca ihracat rakamları üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Bölge, yatırım ortaklıklarının, üretim işbirliklerinin ve yeni lojistik koridorlarının şekillendiği bir döneme giriyor. Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik kapasitesi ve coğrafi avantajı dikkate alındığında, yılın ikinci yarısında Körfez ülkeleriyle ticaretimizin mevcut ivmesini koruyacağını ve yeni işbirlikleriyle daha da güçleneceğini değerlendiriyoruz.”
DEİK Türkiye-Orta Doğu ve Körfez İş Konseyleri olarak 13 ikili iş konseyi aracılığıyla bölgedeki iş forumları ve etkinlikleri sürdürdüklerini belirten Acar, yılın ilk altı ayında 160’tan fazla organizasyon gerçekleştirdiklerini söyledi.
Irak ile yürütülen temaslarda yatırımların kolaylaştırılması ve bölgesel ekonomik entegrasyonun güçlendirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini ifade eden Acar, Kalkınma Yolu Projesi’nin ilerlemesiyle birlikte Irak ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik bağların daha da güçleneceğini, Türkiye’nin de bu yeni ticaret koridorunun önemli aktörlerinden biri olacağını sözlerine ekledi.

