Azerbaycan ve Özbekistan, İslam İşbirliği Teşkilatı’na bağlı İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı’na (IOFS) resmi olarak katıldı. Bu gelişme, tarım ve gıda diplomasi alanında yeni bir dönemin başlangıcını simgeliyor. Özellikle su yönetimi, tarımsal yenilikler ve sürdürülebilir gıda sistemleri gibi konularda bölgesel iş birliklerini güçlendirebilir.
11 Mayıs 2026 tarihinde Bakü’de gerçekleşen imza töreni ile teşkilatın üye sayısı 43’e yükseldi. Bu durum, yalnızca diplomatik bir genişleme değil, aynı zamanda tarım, su ve gıda güvenliği alanında yeni bir bölgesel koordinasyon hamlesi olarak değerlendiriliyor. Teşkilatın yaptığı açıklamada, Özbekistan ve Azerbaycan’ın üyeliğinin stratejik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Her iki ülkenin de güçlü tarımsal potansiyele, gelişen agro-endüstriyel altyapıya ve yenilik kapasitesine sahip olduğu belirtildi.
Bu üyelik, sadece sembolik bir adım olmaktan öte; IOFS, mevcut durumda her iki ülke ile tarımsal inovasyon, değer zincirleri, sınır aşan zararlılarla mücadele, dijital su yönetimi ve sürdürülebilir tarım uygulamaları konularında iş birliği yapıyor. Bu gelişme, “gıda diplomasisi” kavramının yeni bir örneği olarak değerlendiriliyor. Çünkü artık mesele yalnızca tarımsal üretimle sınırlı değil; su yönetimi, lojistik, teknoloji, iklim dayanıklılığı ve stratejik koordinasyon da gıda güvenliğinin temel bileşenleri arasında yer alıyor.
Özbekistan’ın üyeliği bu bağlamda özellikle dikkat çekiyor. Orta Asya’nın önemli tarım üreticilerinden biri olan Özbekistan, son yıllarda tarımda modernizasyon, sulama altyapısı ve verimlilik odaklı dönüşüm politikaları ile öne çıkıyor. Ülke, pamuk, buğday, meyve-sebze ve hayvancılık üretimindeki kapasitesi ile bölgesel gıda zincirinde önemli bir aktör konumunda bulunuyor. Azerbaycan ise, tarımsal teknoloji, lojistik koridorları ve Hazar merkezli ticaret bağlantıları açısından stratejik bir konumda yer alıyor. Bu durum, iki ülkenin aynı platformda buluşmasının Orta Asya-Kafkasya ekseninde yeni bir tarım ve gıda iş birliği hattı oluşturabileceğini gösteriyor.
IOFS, artık yalnızca politika diyaloğu yapan bir yapı olmaktan çıkıp, sahada ölçülebilir sonuçlar elde eden operasyonel ortaklıklara yöneldiğini vurguluyor. Bu durum, teşkilatın önümüzdeki dönemde daha aktif proje bazlı bir yapıya dönüşeceğine işaret ediyor. Üyelik, aynı zamanda teknik destek, ortak programlar, bilgi paylaşımı ve bölgesel girişimlere erişim anlamına geliyor. İklim değişikliği, kuraklık, su stresi ve arz zinciri kırılganlıklarının arttığı bir dönemde, böyle çok taraflı platformların önemi daha da belirgin hale geliyor.
Son yıllarda yaşanan pandemi, savaşlar, enerji krizi ve El Nino kaynaklı iklim baskıları, gıdanın artık sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve jeopolitik bir mesele olduğunu gözler önüne serdi. Bu nedenle ülkeler, yalnızca üretimi değil, aynı zamanda üretimin sürdürülebilirliğini ve dayanıklılığını güvence altına almaya çalışıyor.